2/02/2012
2/01/2012
Honim(Hânım) | Özbek Mantısı Tarifi
'Qasqon' Mantı Kazan
Bir gün ashâb-ı kirâm:
“-Yâ Rasûlallah! Yiyoruz, fakat karnımız doymuyor,” diyerek bunun sebebini sormuşlardı.
Rasûl-i Ekrem Efendimiz:
“-O halde siz ayrı ayrı yiyorsunuz”, buyurunca ashâb-ı kirâm:
“-Evet, öyle yapıyoruz,” dediler.
Bunun üzerine Peygamber (sav):
“-Yemeği birlikte yiyin ve besmele çekin ki, yemeğiniz bereketli olsun” buyurdu. (Riyazü’s Salihin, 3.Cilt, Erkam Yay.)
Aslen Özbek olan Ümida ablam anlatmıştı. Malum Özbek pilavı onlarda pek meşhurdur ve en sevdikleri yemektir. Bu pilavı Ümide abla bazen eti içine koyarak hazırlar bazense etini pilavdan ayrı haşlayıp sonradan kaseler içine pay edip pilav ekleyerek tabağa ters çevirirdi. Yine bu şekilde etleri ayrı durduğu bir zamanda anlatmıştı ki kendileri bu şekilde yemeyi pek istemezlermiş. Çünki yemekler hep toplu olarak yenir ve büyükçe bir tas içinde herkes kıyıdan köşeden başlar taa bitene dek öylece yerlermiş. Eti pilavla karışık olmadığı zamanlarda aralarında tatlı kavgalar çıkarmış. Ete çok düşkün olduklarından yok efendim biri ötekinden fazla et yememesi lazımmış:)
Herkesin aynı sofra başında toplu olarak yemesi kadar güzel bir iş yoktur heralde. Aile bireyleri günboyu birbirlerinden uzakken masada biraraya gelir, aralarında hususi bir sevgi ve muhabbet hâsıl olur. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem de münferit yemeyi uygun görmemiş, birarada yemeye teşvik etmiştir.
Aslen Özbek olan Ümida ablam anlatmıştı. Malum Özbek pilavı onlarda pek meşhurdur ve en sevdikleri yemektir. Bu pilavı Ümide abla bazen eti içine koyarak hazırlar bazense etini pilavdan ayrı haşlayıp sonradan kaseler içine pay edip pilav ekleyerek tabağa ters çevirirdi. Yine bu şekilde etleri ayrı durduğu bir zamanda anlatmıştı ki kendileri bu şekilde yemeyi pek istemezlermiş. Çünki yemekler hep toplu olarak yenir ve büyükçe bir tas içinde herkes kıyıdan köşeden başlar taa bitene dek öylece yerlermiş. Eti pilavla karışık olmadığı zamanlarda aralarında tatlı kavgalar çıkarmış. Ete çok düşkün olduklarından yok efendim biri ötekinden fazla et yememesi lazımmış:)
Herkesin aynı sofra başında toplu olarak yemesi kadar güzel bir iş yoktur heralde. Aile bireyleri günboyu birbirlerinden uzakken masada biraraya gelir, aralarında hususi bir sevgi ve muhabbet hâsıl olur. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem de münferit yemeyi uygun görmemiş, birarada yemeye teşvik etmiştir.
Özbek mutfak kültüründe ete olan rağbetlerinin yanısıra hamur işlerinin de çok önemli yeri vardır. Hamur işleri çoğu zaman ana yemek olarak sofralarda yerini alır. Somsa(samsa) üçgen şeklinde bir tür börektir ve çoğunlukla kıymalı soğanlı hazırlanır. Honim(hanım)da da kıyma, soğan, havuç ve biberiye gibi malzemeler kullanılır. Yanında yoğurt, domates sosu ile ve çayla birlikte servis edilir. Şu 'qasqon' denen büyük tencereleri görmüşsünüzdür. Buharda pişirme özelliğine sahip olan bu tencerenin en altına su koyup delikli ve yuvarlak olan üst haznesini yerleştirdikten sonra üzerine hamurumuzu dizeriz. Ve kapağını kapatıp hamuru kendi halinde pişmeye bırakırız. Buharda pişirmenin ne denli sağlıklı olduğunu zaten hepimiz biliyoruz. Böylece hamurumuz vitamin kaybına uğramadan güzel güzel pişedurur :)
Bizim Ümida ablayla yaptığımız porsiyonluktu. Kareler halinde kesilen hamur bohça olarak kapatılıyor. Kıyma, havuç ve patatesle hazırlandığı gibi aynı şekilde kıyma, patates ve lahana ile de hazırlanabilir. Asıl tadını vermesi için iç harcına Kuyruk Yağı eklemeyi unutmayın!
Honim hamurunda un, su, tuz ve bazen de yumurta kullanılır. Hamur çok sert olursa buharda pişeceği için yeterince yumuşamayabilir bu sebeple orta sertlikte hazırlanan bir hamur Honim için idealdir. Şimdi malzeme listesine geçelim;
Hamur için gerekenler:
- 1 su bardağı su
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 1 yumurta
- 3-3,5 su bardağı un (ya da orta sertlikte bir hamur için alabildiği kadar un)
İç harcı için:
- 200 gr kuşbaşı et veya kıyma
- bir miktar koyun kuyruk yağı (Özbekler bunu kesinlikle ilave ederler. Damak tadınız değilse eklemeyin)
- 2 adet büyük boy patates
- 2 adet büyük boy soğan
- 1 havuç
- tuz
- biberiye
Unu derin bir kaba alalım, ortasına yumurtayı kıralım. Tuzunu da serpip azar azar su ilavesiyle hamuru yoğurmaya başlayalım. Hamur kıvama gelince üzerini örtüp 15 dk dinlenmeye bırakalım.
Soğanı yarım ay şeklinde doğrayalım, havucu rendenin ince tarafıyla rendeleyelim. Patatesi küçük küpler halinde doğrayalım. Bir kapta bütün harç malzemelerini karıştıralım.
Dinlenmiş hamuru iki parçaya bölerek unlanmış tezgahta oklavayla açıyoruz. Hamur 2 mm kalınlıkta olmalı.
Hamuru sıvıyağ ile sıvayıp harcını yayıyor ve hamuru rulo şeklinde sarıyoruz. Sonra bu ruloları, tencerenin özel bölümlerine yerleştiriyoruz. Yapışmaması için önceden yağlanması gerekiyor. Hamuru yukarıdaki gibi tek tek hazırlamak isterseniz o zaman hamuru aynı şekilde açtıktan sonra şu adımları izleyebilirsiniz:
1- Milföy hamuru ölçülerinde olacak şekilde hamuru kare kesiyoruz.
2- Parmaklarımızı suya batırıp önce karşılıklı iki ucunu, ardından kalan uçları ortada birleştiriyoruz.
3- Açık kalan kenarları birleştirip kapatıyoruz.
4- Kalan iki ucu birbirlerine kovuşturarak 8 rakamına benzetiyoruz.
5- Hamurları yağladığımız tencerenin ilgili bölümlerine yerleştiriyoruz:)
6- Kapağını kapatıyoruz. 45 dk sonra hamurları kontrol ediyoruz, sert kıvamda ise bir süre daha kapağını kapatarak pişirmeye devam ediyoruz.
Devamını okuyun...>>
1/25/2012
Kahveli Kurabiye ve Anne Bahsi
BİR İNCİ :
''Çocuğu islâm fıtratı üzere yetiştirmek için, ilk yapılacak şey onun helâl lokma ile beslenmesidir''
İmâm GÂZÂLİ (ks)
''Çocuğu islâm fıtratı üzere yetiştirmek için, ilk yapılacak şey onun helâl lokma ile beslenmesidir''
İmâm GÂZÂLİ (ks)
Selâmların en güzeli üzerinize olsun..
Toplumlar iyi kadınlar ve iyi erkekler ile âbâd olur, hayat bulur. Allâh c.c kadını ve erkeği birbirlerine muhabbet vesîlesi yapmış ve bu muhabbetin semeresi olarak da onlara çocuk bahşetmiştir. Artık bu anne babanın ilk ve en önemli vazîfesi çocuklarını islam yolunda yetiştirmeleridir. Yaratıcı bu görevi yapabilecek kişi olarak kadını seçmiştir. Sadece buraya baktığımızda bile annenin dinimizde ne yüksek yere sahip olduğunu anlayabiliyoruz. Anneler evlat büyütür. Sâlih bir evlat sâlih bir nesil yetiştirir. Sâlih nesiller karanlıkları dağıtıp bulundukları yeri nurlarla aydınlatır. İslam ahlak ve terbiyesi alan çocuğun yanlış yola girme ihtimali almayan çocuğa kıyasla çok azdır.
Bir milletin ahlakını ölçmek isteyen onun gençlerine bakmalı, denir. Gençlerin ahlakı bize büyüklerin ahlakından da örnekler sunar. İnsan kıymet verdiği ölçüde yükselir; kıymeti veren de yine insanın kendisidir, kadındır, bir annedir.
Cahiliyyet döneminde değersiz bir varlık görülürken İslamla değer bulan,
İslamla tanışan ilk insan olmakla şereflenen,
Hakları her durumda koruma altına alınmış olan,
"Onlarla iyi geçinin!" emr-i ilâhisine mazhar olan, (bkz. Nisa suresi 19)
"Siz, onları Allâh'ın bir emâneti olarak aldınız" hadîs-i şerîfinde bahsi geçen,
Eşi kendisinden razı olduğu taktirde ölürse cennete girmeye hak kazanan ..
- MÜ'MİN KADINDIR.
Kur'ân'ın ifâdesiyle insan üzerinde Allâh ve Resûlünden (sallallahu aleyhi ve sellem) sonra en çok hakkı olan iki kişiden biri olan,
Yeni nesillerin ilk muallimi ve terbiyecisi,
Ayakları altına cennet serilen tek varlık,
Fatihlerin, Kanunilerin yetiştiricisi,
Nice hayr ve hasenatı başlatan, sürdüren, toplumun gerçek mimârları ..
_ ancak MÜ'MİN ANALARDIR..
Şimdi etrafıma bakıyorum, gözlemliyorum, anne olmanın bu kadar fazileti var ama bu fazilete layık kaç kişi vardır acaba diye düşünüyorum. Bilinçli olmak çok önemli, ne istediğini bilmek.. Evladını belki bir ipek dokur gibi şefkatle, dikkatlice, nazikçe büyütmek.. Kendini geliştirmeden, bir çocuk nasıl büyütülür, ahlak değerleri nasıl verilir öğrenmeden çocuk sahibi olmamak gerek. Bir kadın önce kendisini düzeltmeli, eşine sâliha bir hanım olabilmeli, hâyaâ perdesini üzerine örtmeli, ilimle donanmalı ancak ve ancak o zaman çocuk düşünmeli..
Gittiğim "Çocuk Gelişimi Kursu"nda her yönüyle çok beğendiğimiz her tavrıyla örnek aldığımız bir ablamız var. Kızıyla ve yeğeniyle birlikte gelip gidiyorlar. Kızları da tıpkı kendisi gibi iffet âbidesi, oldukça mütevâzi ve ağırbaşlılar. Her hareketleri bir ölçü ile, her sözleri tartılmış ve karşısındakini kesinlikle incitmeyecek türden.. Evlatlarını bu şekilde güzel bir kalıpta büyüten elleri, ayakları öpülesi bir anne kendisi. Böyle insanlar çoğalmalı etrafta, güzel örnekler güzel neticeler verir inşaallah. Böylesi annelere ihtiyacımız var, sizin de çevrenizde varsa dizinin dibinden ayrılmayın onun tavsiye ve nasihatleriyle gönül kabınızı doldurun derim ;-)
Rabbim hayırlı ve sâlih/sâliha evlatlar yetiştirmeye muvaffak eylesin. Âhirette yüzümüzü ak edecek güzel ahlak sahibi evlat nasip eylesin. Öylesine kavuşan anneye ne mutlu, öyle evlada da ne mutlu!
Velhâsıl, sadece annelerdir ayakları altına cennet yolu döşenen !
O’nun hitâbı duâ, teşekkürü rahmet vesîlesi.. Rızâsı ise pek büyüktür, ebedî saadete ulaştıran…
ஐ.-~·*'˜¨¯`·¸♥¸·`¯¨˜'*·~-.ஐ
KAHVELİ KURABİYE TARİFİ
Gereken malzemeler;
1 paket margarin (dışarıda bekletilmiş)
6-7 yemek kaşığı pudra şekeri
2 adet yumurtanın sarısı (akları üzerine)
1 yemek kaşığı granül kahve
1 paket kabartma tozu
fındık veya ceviziçi (dövülmüş)
süslemek için; hindistan cevizi
Malzemeleri yoğurup şekil verelim. Yumurta aklarını ve hindistan cevizini ayrı kaplara koyalım. Kurabiyeleri önce akına sonra hindistan cevizine bulayıp yağlanmış fırın tepsisine dizelim. Orta hararette hafif pembeleşene dek pişirelim.
Âfiyet ola.. :)
Devamını okuyun...>>
12/16/2011
Kırmızı Biber Dolması | Anne Karnında Yolculuk - 1
~ Yolculuk
Bir damla suyla başlayan insanoğlunun hayatı, gelişimini annenin o "en emin karargâhında" tamamladıktan sonra dünyaya adım atar. Nice zorluklarla büyüyüp büluğa engebeli yolları katederek ulaşır. Çok şey öğrenir. Öğrendikleri, öğrenmediklerine kıyasla yine pek azdır.. Olgunluk dönemine varır. Ve nihayet yaşlılığa ulaştığında aslında aslına dönmüştür insanoğlu. Çocukluğa dönmüştür, acizliğe dönmüştür.. Nihayetinde ömrü boyunca yolunu gözleyen sevgilisine kavuşur.. Toprakla buluşur..
Evvelinde ise neydi ki? Olsa olsa insan olmaya meraklı bir anne yumurtası...
Tahayyül edebiliyor muyuz, şu an bedenimizi oluşturan 100 trilyon hücrenin tamamı, tek bir hücreden çoğalarak meydana geldi. Bir toplu iğne başı kadar olan canlı, - Rabbin dilemesiyle - nasıl da 9 aylık bir müddette gelişimini tamamlayıp tastamam geliyor dünyaya..
< And olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık. >
Anneye, bir ucu rahmine kadar uzanan tüpler yerleştirmiş Yaratıcı. Burası babadan gelen sperm ile anne yumurtasının buluşma mekânı oluyor ve döllenme burada gerçekleşiyor; yani aşklarının başladığı yer burası diyebiliriz:) Sonra bu bizim döllenmiş yumurta dağ-bayır aşarak rahme ulaşır. Bu arada tabii rahmin iç tabakası kalınlaşır ve damarlanması artar. Peki nedir bunun sebeb-i hikmeti? 40 hafta boyunca burayı mesken tutacak olan minik misafir için en uygun ortam hazırlanır da ondan. Misafir, beslenme ihtiyacını karşılamak için küçük kökler oluşturur ve rahim duvarına tutunup gelişmeye başlar.
< Sonra onu sağlam bir karargâhta bir nutfe (sperma) kıldık >
İşte bu kökler zamanla Plasenta ya dönüşür. Süngerimsi yapıda olan bu plasenta, misafirini hem doyurur, hem ondan gelen atıkları kendinde biriktirir hem de oluşan karbondioksidi anne vücuduna taşıma görevini üstlenir. Müstakbel bebemiz, kesesi içinde gayet rahattır. Ekmek elden su gölden tabi:) Toplu iğne başı kadar olan canlı şimdi yer fıstığı boyuna ulaştırmıştır.
< Sonra o nutfeyi bir donmuş kan yarattık, ardından o donmuş kanı da bir bir parça et kıldık... > ayet devam ediyor...
İçi sıvı dolu olan bu rahat ortamda henüz bebek bile diyemediğimiz embriyo'muz dilediği gibi yüzedursun...
Biz devamını bir sonraki tarife bırakarak kendi konumuza dönüyoruz efendim.
Sevgili kuzenimin kahvaltı sofrasından birkaç kare aldım. Aslında masa baştan başa hem göze hem gönle hitap ediyordu, insan kimi zaman görüntüsüyle öyle ilgileniyor ki yemiş kadar hissediyor kendini. Masayı görüntülemedik. Nazar değmesin biricik kuzenime:) Yemek bloglarında yayınlanan şu şatafatlı, mütevazilikten uzak masaları oldum olası doğru bulmuyorum ve eleştiriyorum. Bakın ne şık bir masada yemek yediler, cümle alem görsün bizi der gibi bağırıyor fotoğraflar. Yazık. Çok yazık. Başkalarınca geçer not almaya ihtiyacımız yok ki bizim, amacımız tarifleri yayınlayıp insanlara faydalı bir adres olabilmek olmalı..
Sürç-ü lisan ettiysek, affola..
Her iyilik ve güzellik Rabbimizden; her kötü şey de nefsimizden. Nefsiyle girdiği mücadelede galib olanlara katılmak duâsıyla,
Kalbî muhabbetle efendim..
Kırmızı Biberli Dolmalar
5-6 adet kırmızı biber
1 çay bardağı iri çekilmiş ceviz veya kaju fıstığı
Yarım kalıp beyaz peynir (ezene olabilir)
doğranmış dereotu
Biberleri ocakta veyahut fırında közleyelim. Kabuklarını soyalım. 2-3 parmak genişliğinde şeritler halinde bıçakla keselim.
Beyaz peynir, dereotu, ceviz içini karıştırıp biberlerin uç taraflarına birer kaşık koyalım ve rulo şeklinde saralım.
Dolmaları ince sarıp servis tabağına diklemesine yerleştirebiliriz, hoş bir görüntü yakalamak isteyenler üzerlerine birer maydanoz sapı koyabilir. Ya da şeritleri biraz kalın tutup dolmaları yanlamasına tabağa dizebilir ve her birini taze soğan sapı ile bağlayabiliriz. Süslemede fikirler bitmez sonuçta;)
Âfiyet ola... ♥
Devamını okuyun...>>
11/24/2011
Kremalı Hazır Tartoletler ve Tarifler Beni Bekler:)
Uzayan, uzuuun bir aradan sonra herkese selamlar
Ufak bir hatırlatma ile başlayalım. Bizi takip etmek isteyen facebook kullanıcıları için yeni tariflere ulaşmalarının en kolay yolu burdan geçiyor ;) http://www.facebook.com/pages/Oburumben/
Normal bir düzene geçiş telaşımız sona erdi çok şükür. 5 senelik bir yurtdışı macerasının ardından yurda döndük elhamdulillah. Geleceği geçmişle toplayıp bugüne böldük, elde kaldı sıfır. Ve yine anladık ki, ân bu ândır, ne geçmişe pişmanlık fayda verir, ne de gelecekle ilgili endişelerin sonu gelir..
Her inişin bir yükselişi olduğu gibi her yükselişin de bir inişi var. Marifeti hep yükselmekte arayanlar bir gün kendilerini zillet çukurunda bulurlar. Kimseye gıpta etmemek, kimseyi büyütmemek gerek. Üstad demiş ki;
Dağı Tanıyan, Nasıl Tanımaz Uçurumu? Madem Ki Yükseliş Var, İniş Olmaz Olur Mu?
Peki bu inişli-çıkışlı hayatta farklı imkanlara sahip insanlara karşı bizim tutumumuz nasıl olmalı?
Cevap yine hadis-i şerifte:
(O kimseye bakma ki, dinde senden aşağıdır, zirâ kendini beğenip, helak olursun. Dinde senden yukarısına bak ki, senden hayırlıdır. Malı çok olana bakma ki, Allah’ın kısmetine gazap edersin. Şu kimseye bak ki, yiyeceğini zahmet çekerek alın teri ile hazırlar, o zaman da, Hak teâlânın sana verdiği nimete şükredersin)
...
Yıllar sonra temelli olarak kalmaya niyet ederek ayak bastığımız bu toprakları öylesi bağrımıza basarak geldik biz.. Öyle ki kaybettiği yavrusunu bulan bir anne misali kucaklaştık İstanbul'umuzla. Değişmeyen tek gerçek belki: Ayrılığın dili yok ve her türlüsü pek çetin muhakkak..
Allah c.c gurbetteki kardeşlerimizin yâr ve yardımcısı olsun. Oralarda doğru yoldan, helal kazançtan ayrılmadan yaşayabilmeyi nasip eylesin.
Evet, biz gelmiş bulunduk. Darısı tüm hayalini kuranların başına inşaallah;)
Mutfaktan biraz uzaklaşır gibi oldumsa da bunu ileride telafi edeceğimi ümid edip bayramda hazırladığım tartoletlerden bahsedeyim biraz. Bu hazır tartoletleri Konyadaki biricik Mine ablam göndermişti. Nasıl değerlendireceğimi uzun zaman düşündüm fakat kararsız kaldım. En son bayram günü aklıma esti, içlerine elmalı tarçınlı harç doldurup krem şanti ile süsledim. Ve epey beğenildi:)
Krem şanti için küçük bir dipnot: Şantiyi çok yapay ve katkılı bulduğumdan hiç kullanmıyordum. Ve içindeki yabancı ve şüpheli katkı maddeleri yüzünden bir hayli soğumuş ve çareyi hazır çiğ krema kullanmakta bulmuştum. Kremayı pudra şekeriyle çırptığımda krem şantiyi aratmıyor hem de vicdanım rahat oluyor. Bilmem duydunuz mu "AFIA" diye bir marka çıktı piyasada. (REKLAMLAR:) "Afia" ürünlerinin tamamı "helal sertifikalı" ürünlerden oluşuyor. Hem tamamen helal hem de zararlı hiçbir katkı maddesi barındırmıyor içinde. Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Afia krem şantinin artık raflarda yer almasını istiyorum ve gittiğim marketlerde bu ürünleri görmek istediğimi yetkililere bildiriyorum. Siz de yapabilirsiniz, emin olun işe yaracaktır;)
Malzemeler;
15-20 adet hazır pişmiş tartolet
2 adet elma (kabuğu soyulup rendelenmiş)
Tozşeker (damak tadına göre ayarlanacak, 3-4 yemek kaşığı..)
1 çay bardağı ceviz içi(dövülmüş)
1 tatlı kaşığı toz tarçın
1 paket AFIA marka krem şanti (1 su bardağı süt ile çırpılmış)
Teflon tavada elmaları şekerle soteleyelim. Elma suyunu salıp çekene dek pişirelim. Ocaktan alıp tarçını ilave edelim, soğumaya bırakalım.
Soğuyan harcı tartoletlere paylaştıralım. Üzerlerine çırptığımız kremasını sıkalım ve hindistan cevizi ile süsleyelim.
Âfiyet şifâ ola;)
Devamını okuyun...>>
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




