Dünya Mutfakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya Mutfakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/02/2014

Portakallı Çikolatalı Hamur Dolaması (Porçik:)


Hz. Ömer (r.a)’den rivayet edilmiştir; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Kim çarşıya girince:
“Lâilâhe illallâhü vahdehu lâ şerike leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” 
Anlamı: Allah’tan başka ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur, mülk ve hamd O’na aittir. Hayatı O verir, ölümü de O verir. Kendisi hayattârdır, ölümsüzdür. Hayırlar O’nun elindedir. O her şeye kâdirdir.
duasını okursa Allah ona bir milyon sevap yazar, bir milyon günahını da affeder ve mertebesini bir milyon derece yükseltir; onun için cennette bir köşk yapar.”
Hadis Kaynak: Tirmizî, c.5, Deavât 36, h.3429
Kim çarşı pazara çıktığında yukarıdaki tevhidi okursa karşılığında binlerce sevap alır, binlerce günahı affedilir, binlerce derecesi yükseltilir, ayrıca kendisi için cennette de bir köşk yapılır.
Bu hadise göre çarşı pazar gibi alış-veriş yapılan yerler, zikrullaha karşı fazlaca gaflet edilen mahaller olarak ifade edilmiştir. Başka bir ifade ile şeytanın ve askerlerinin toplanma mahalli olarak söylenmiştir. Böyle yerlerde Allah’ı zikretmek; şeytanla savaş ve askerlerini hezimete uğratmak olduğundan, şeytana karşı bu savaşı veren kimsenin Allahu Azimüşşan indinde mazhar olacağı mükafat derecesi büyüktür.
Her Müslüman, çarşıya girmeden önce tedbir olarak ve sevabını umarak bunu okumayı alışkanlık haline getirmelidir.
Ayet-i kerîme’de Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“O ricaller öyle kimselerdir ki, ne ticaret, ne de alışveriş kendilerini Allah’ı zikretmekten, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoymaz. Onlar öyle insanlardır ki, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu günden korkarlar.” (Nur sûresi, ayet 37)
Kaynak: Miftâhu’t-Tevhid ve’t-Takvâ




Tarifi ilk Sevgili Kuzenimde denemiş adeta bayılmıştım.. Portakal ile çikolata yanyana kimilerine ters gelebiliyor ama bizim damak tadımıza her zaman uyuyordu..
Bu tarifte de hem portakal hem çikolata hem de hamuru aynı sahnede görüyoruz, birbirlerine çok da yakışıyorlar..;) Özel bir ismi olmayan tarifleri insanlara tarif ederken çok yoruluyorum siz de öyle misiniz?
Mesela buna bir isim koyalım haydi.. Porçik diyelim olmaz mı? Portakal-çikolata! Ben sevdim bu ismi..
Takdir sizin.. 
"Çikolata Hamura Girince" ne olur diyorsanız kesinlikle deneyin beğeneceksiniz ... ;)

YAPILIŞI:
Hamuru için:
2 su bardağı süt
yarım su bardağı zeytinyağı
yarım su bardağı tozşeker
1 paketten daha az kuru maya (2 çay kaşığı - dolu dolu)
4 + 1/2 su bardağı un
yarım çay kaşığı kabartma tozu
yarım çay kaşığı karbonat
2 çay kaşığı tuz

İç dolgusu için:
yarım su bardağı tereyağı, eritilmiş
yarım su bardağı veya 3/4 su bardağı tozşeker
tarçın 
1 portakal kabuğunun rendesi
yarım su bardağı antep fıstığı veya fındık veya ceviz, ufak doğranmış
Bitter çikolata (110 gr), küp şeklinde minik doğranmış

Üst kaplaması için:
1 su bardağı pudra şekeri
3 yemek kaşığı taze sıkılmış portakal suyu
yarım çay kaşığı vanilya

Hamuru için; sütü tencereye alıp ısıtalım. Zeytinyağı ve şekeri ilave edelim, kaynama noktasına gelince ocaktan alalım. Ilınması için kenara alalım. Parmağımızla kontrol edelim, parmağımız ısıya dayanabilecek dereceye gelince mayayı karışımın ortasına boşaltalım ve 1 dk bekletelim.
4 su bardağı unu karışıma ekleyelim karıştıralım. Üzerini örterek 1 saat kadar ılık bir ortamda mayalanması için bırakalım. 1 saat sonra içerisine kabartma tozu, karbonat, tuz ve kalan yarım su bardağı unu ilave edelim. Yoğuralım. Hamuru tarif için hemen kullanabildiğimiz gibi ertesi gün hazırlamak üzere buzdolabına da kaldırabiliriz size kalmış ;)
Fırın tepsisine yağlı kağıt serelim. Fırını 180 dereceye ayarlayıp ısıtalım.
Hamurun yarısını ayırıp unlanmış tezgahta 30*20 cm olacak şekilde ince açalım. Erimiş tereyağının yarısını üzerine yayalım, yarım su bardağı şekerin yarısını her yerine eşit şekilde serpiştirelim, arzu ettiğimiz kadar (çok az ekledim - eklemeyebilirsiniz) tarçın serpelim. Rendelediğimiz portakal kabuğunun ve doğranmış ceviz ile çikolatanın yarısını da ekleyelim. Hamuru geniş yerinden başlayarak rulo şeklinde saralım. Bıçağı suyla ıslatıp ruloyu 8-10 eşit parçaya keselim. Herbirini yağlanmış kağıt serili tepsiye içleri yukarı bakacak biçimde aralıklı dizelim. 
Kalan hamur için de aynı işlemleri tekrarladıktan sonra hepsini tepsiye yerleştirelim 15 dk dinlendirelim. 20-25 dk fırında üstleri hafif kızarana dek pişirelim. Fırından çıkardıktan sonra10 dk ılıması için bekletelim ve üstlerine hazırladığımız portakal suyu karışımından sürelim. Ilık olarak servis yapalım..




1/30/2013

Apfelstrudel - Elmalı Strudel






Duâ; atılan atom bombasını, sıkılan kurşunu, fırlatılan roketi havada durdurur.
Duâ; zulmü yerle bir eder, zâlimi yerin dibine sokar.
Duâmız kabûl olmuyorsa,
Yağmur duâsı için tepeye çıkarken, yanımıza şemsiye almadığımızdandır.
İ l l â   k â m i l   î m â n !
.
Uğur Benek

Görmeyeli uzun zaman oldu. Aslında mutfağa girmeyeli demeliyim; bu yüzden bloguma pek uğrayamadım, gelmek istediğimde hep bir mâni çıktı. İşte şimdi hayatın akışı beni buralara getirdi.. Biraz karalayayım gelmişken dediydim..

Dönem arası bize de kısa bir mola hakkı verildi. Hafta içi kursta olduğumdan eve geldiğim cumartesi ve pazar sadece kendime ve ailemle vakit geçirmek istediğimden sıra arkadaşlarıma gelmiyordu. Bir karar aldım, ne kadar benden uzak kalmaktan muzdarip, her daim her aradığımda sitem edenler varsa hepsinin gönlünü almalıyım bu tatilde. Başta ananem..

Haber vermeksizin Silivri'ye geçtiğimde, kapıyı açan ananeme büyük bir sürpriz oldum galiba. Niye haber vermedin kızım? diye biraz da sitemkar buyur etti içeriye. Ama anane önceden söylesem telaş yapacaktın, yorulacaktın..

Gerçekten de ananemi her ziyaretimizde bizi önce börek kokusu karşılar evinde. Kapıyı aralar aralamaz o güzelim el açması ıspanaklı böreğin kokusu çok davetkardır doğrusu. Ananem misafirleri için evin içinde dört döner, yeter ki onları rahat ettirsin, hatta onları evlerinden daha rahat hissettirsin. Ve çoğu zaman bu gerçekleşir. Ananemle muhabbetlerimizde el işleri vardır, her ne kadar pek anlamasam da dantel, oya, kaneviçe işlerinden.. Her gittiğimde benim için muhakkak bir şey hazırlamıştır. Ya bir örtü takımı ya da etrafı özenle çevrilmiş bir başörtüsü.. Bu sefer bir değişiklik olarak zeytin çekirdeğinden yapılmış annemle yaşıt olduğunu sandığım bir tesbih hediye etti. Hepsini memnuniyetle alır çantama koyarım, eve geldiğimde ananemin verdiği diğer çeyizliklerimin arasına koyarım usulca. 

Ananemin evinde çok farklı bir harmonisi vardır tarihin bugünü ile geçmişinin.. Mesela son model bir elektronik aletin üstüne 1960larda işlediği bir örtü serilmiştir. Sonra her şeyi oyalıdır, nasıl ki bir kız çocuğu nazlı olmaktan beri olmazsa ananemin tüm bezleri, örtüleri, kumaşları da öylece el emeğinden boş kalmaz. Nazlı nazlı salınırlar örtülü oldukları yerde. Bu işlemeleri onun yatak örtüsünün eteklerinde, seccadenin kenarlarında, mutfaktaki havlunun, el bezinin etrafında kısacası etraftaki her nesnenin çevresinde görebilirsiniz..
İşlemeyi sevmem, ama benim ananeme yakışır. 
...
Cuma sohbetinde hocamız başından geçen bir olayı anlattı. Bir eve misafir olmuş. Masanın üzerinde sarkan kocaman bir masa örtüsü.. Hocamız sormuş bunda kaç motif var. Kadın, 600 tane demiş. Hocamız şaşırmış peki bir motif ne kadar zamanınızı aldı? Kadın bir motifin bir saat sürdüğünü söyleyince hocamız, sen bu zamanda hafız olurdun demiş.

Mesele hafız olmak değil, asıl mesele vaktini böyle lüzumsuz bir şeye harcamak.
Devamla diyor ki hocamız, bize çamaşır makinasını, bulaşık makinasını getirdiler de bize ikram mı ettiler sanki! Biz çamaşırları makinaya atıp televizyonun başına geçen insanlar oluverdik. Yani getirisi götürüsünden az, yani kayıp, ziyan, yazık..

Akıllı insanlar vaktini nasıl değerlendireceğini düşünürlermiş, ahmak olanlar ise onu nasıl harcayacaklarını..

Bir düşünelim, günlük hayatta yaptığımız kaç şey bizi üretken kılıyor? Kaçı bizim için, hayatımız ve ailemiz için faydalı şeyler oluyor? Oysa her şey bizim elimizde. "Güç bende artık" diyen bir Herkül mü oldu şimdiki oyalama aletleri; tv ve internetler, telefonlar.. Gücü kendi elimizle onlara mı teslim ettik?
Sahi hiç savaşmadık biz. Ne geldiyse Avrupa'dan vesair sözü geçen yerlerden "başımızın üstüne" dedik, hiç kafa yormadan, üstelemeden. Çok misafirperver bir millet olduğumuz ortadadır ama bu kadarı da fazla. Ayakta uyutulduk, uyutuluyoruz. Biliyor musunuz bizleri bu denli uyuşturan Yahudi milleti, kendi evlerine ne tv ne internet sokmuyorlar. Onlar cumartesi günü ışık açmıyor, gerekirse cumadan ışıklarını açık bırakıyorlar. Cumartesi günü alışveriş yapmak onlar indinde yasak olduğundan yeni doğum yapan hanımıyla taksiye binerek eve dönen yahudi adam şöfore para vermiyor, hanımını eve gönderiyor para alması için sonra da ona ödettiriyor çünkü kendisi parayı elleyemez. Onlar hiç pantolon giymiyorlar, kendileri giymedikleri gibi çocuklarına da giydirmiyorlar. Küçük çocukların başları açık gezmesine müsaade etmiyorlar.
Eleştirmek için yazmadım bunları, onlar nasıl inanıyorsa öyle yaşayacaklar tabi. Ama bize ne oluyor da onların kendilerine zararlı gördükleri şeyleri kabul ediyoruz, içimize alıyoruz, onları kendimizden bir parça yapıyoruz. Onlar tv izlemiyor ama bize izlettiriyor. Hem de bizim toplum ahlakımıza tamamen zıt şeyleri zorlamadan, savaşmadan izlettiriyorlar. Giymediklerini giydiriyorlar. Acaba diyorum onların dinlerine olan düşkünlüğünü örnek alsak daha iyi olmaz mı? Hepimiz birer birer karar versek "şu aptal kutularını" yuvalarımızdan ve değerlerimizden atmaya.. Ne kaybederiz ki! Sahi ne kazandık da kaybedeceğiz!!? İnanın bu kendimize ve yavrularımıza yaptığımız en iyi iyilik olacaktır. Newton N.Minow ilk 50 sene evvel bu "aptal kutusu" tabiri kullanmıştı tv hakkında ve çokları tarafından alkışlanırken kimileri de şiddetle eleştirmişti kendisini. 
Belki burada beni abartmakla veya tutucu olmakla itham eden olacaktır. Veya her olguda iyi ve kötü olduğunu varsayıp onu iyi yönde kullanmakta hiçbir beis olmadığını savunanlar..
Boynuz kulağı bu kadar geçmişken sizin hala masumane savunmalarınıza bir şey diyemem. Ancak şu an lise çağındaki gençlerimizin okuldaki hallerini gösteririm, öğretmenlere karşı tavırlarını, kız-erkek ilişkilerinde gelinen içler acısı durumu, aslında uzağa gitmeye lüzum yok kendi ailemize bir bakalım. Çocukların anne babalarına olan tutumları, baş kaldırmaları, bazısının el kaldırmaları.. Bu çocuklar kitaplardan mı öğrendiler bu ileri gitmeleri, büyükleri saymamayı, bu vurdumduymazlığı. Size soruyorum, Allah aşkına!..

....




Elmalı Strudel için Malzeme Listesi

Hamuru için:
1 yumurta
1 tutam tuz
1 yemek kaşığı sıvıyağ
3 yemek kaşığı su
1,5 su bardağı un

Elmalı harcı için:
5 adet elma
1,5 kahve fincanı şeker
2 tatlı kaşığı tarçın
1 küçük kase kuru üzüm
1 küçük kase ceviz içi, dövülmüş
50 gr tereyağı

Üzeri için:
50 gr tereyağı

Hamuru için malzemeleri bir kapta karıştıralım. Üzerini bir poşetle örtüp biraz dinlenmeye bırakalım.
Harcı için elmaların kabuklarını soyup küp küp doğrayalım. Kalan malzemeleri ekleyip karıştıralım.
Hamuru ilk safhada unlanmış tezgahta merdaneyle açabildiğimiz kadar açalım. Gerisini ellerimizle halledeceğiz. Bir elimizi hamurun altına koyarak tam ortadan kendimize doğru, parmaklarımızın üst kısmıyla çekelim. Hamur incelinceye kadar devam edelim. Çarşaf görünümüne gelen hamurumuzu un serpilmiş bir bezin üstüne alalım ve her tarafını erimiş tereyağı ile kaplayalım, sonrasında iç harcını boydan boya çizgi halinde koyalım. Bezin her iki tarafından tutarak hamuru harcın üzerine sardırmaya başlayalım. Buradaki püf nokta çarşaf veya bez yardımıyla zarar görmeden rulo şekline gelmesini sağlamak. Uzun hamurumuzu yanlardan biraz bükerek tepsiye yerleştirebiliriz. Üzerine 50 gr tereyağını sürelim ve kızgın fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirelim. Sıcak servis yapabiliriz veya soğutup üzerine pudra şekeri serpebiliriz. Orjinal tarifinde içinde 5-6 adet tost ekmeğinin kenarlarını kesip küp doğradı ahşı. Tereyağında ekmekleri kızartıp elmalı harcın içine ilave etti. Avusturya Strudelinde bu şekilde hazırlandığını söyledi. Lezzetli olur zannımca. Âfiyet ola.










6/05/2012

Maklube Tarifi ve Hediyeleşmek Bahsi





Öncelikle 3 ayların girizgâhı Receb-i Şerifimiz mübarek ola. Buyruldu ki:

(Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]
(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberani]



Asıl konuya gelince...


Sevginin artmasının bir sebebi de hediye vermektir. Hediyeleşmek sünnettir. Peygamber Efendimiz’in (aleyhisselâtu vesselâm) hediyeleşmeye teşvik eden pek çok hadis-i şerifleri vardır. Hatta talep etmeden verilen hediyenin Rabbimizin (cc) bize gönderdiği rızık olduğu, muhakkak kabul edilmesi gerektiği bildirilir. Hediyeyi reddeden kişinin Cenab-ı Hakk’ın verdiği rızkı reddetmiş olacağı vurgulanır.



"Hediyeleşin, çünkü hediye sevgiyi artırır, kalpteki kötü hisleri giderir."
"Hediyeleşin, birbirinizi sevin."
"Birbirinize yiyecek hediye edin. Bu, rızkınızda genişlik hasıl eder." 
"Hediyeleşin, sevgi yönüyle artın."
"Hediyeleşin, çünkü hediye kalpte karalık olan (kin, buğz ve adavet) duygularını giderir."
"Ziyaretleşin, hediyeleşin. Çünkü ziyaret sevgiyi perçinler, hediye de kalpteki (buğz, kin, adavet gibi) kötü duyguları söker atar."


Hz. Enes'in de çocuklarına aralarında birbirlerine cömertçe harcamayı vasiyet ederken "Çünkü o, aranızda en iyi sevgi vasıtasıdır." demiştir.

Münavi'nin açıkladığı üzere, "İnsan nefsi, kendine iyilik yapanı sevme fıtratı üzere yaratılmıştır." Öyle ise, hediye verenin kalbinde, hediye edene karşı sevgi hasıl olduğundan, kim kendisine ihsanda, hediyede bulunursa, onun hakkında söylenen kötülükleri işitmeme, onun kusurlarını görmeme meylindedir.” (Kütüb-i Sitte)






MAKLUBE TARIFI   (*5 kişilik)


Malzemeler:

1 bütün tavuk 
2 adet patlıcan
3 adet havuç 
3 adet patates
2 su bardagi pirinç
kırmızı biber, karabiber, tuz


YAPILIŞI:


*Tavuğu haşlıyoruz. 
Patlıcanı, havucu, patatesi küp küp doğrayıp kızartıyoruz.
Sonra hepsini karıştırıyoruz, tuzunu serpiyoruz. Garnitürümüz hazır!


*Tencereye biraz margarin, biraz da sıvıyağ koyuyoruz. 
Pirinçleri güzelce yıkayıp tencerede kavuruyoruz. 
Tavuğun suyundan 2 bardak alıp pirinçlere döküyoruz. Yarim bardak da normal su koyuyoruz pişmeye bırakıyoruz. 
Tavukların bir kısmını iri şekilde parçalıyoruz, kalanı da ufak şekilde kıyıp garnitürün içine katıyoruz. 
İri olan tavuklara tuzunu, karabiberini, kırmızı biberini atıyoruz. Hafif ateşte margarinle soteliyoruz. 
Ayrı temiz bir tencerenin tabanıyla her tarafını margarinle yağlıyoruz, en alta iri tavuklardan biraz koyuyoruz bastırıyoruz üstüne az pilavdan koyuyoruz tekrar bastırıyoruz. Garnitürden sonra pilavı ve garnitürünü koyuyoruz.


*Arta kalan pilavın hepsini üzerine yayıyoruz. En son kalan iri tavukları koyuyoruz iyice sıkıştırıyoruz. Tenceremizi tepsiye ters çeviriyoruz. Tencerenin arkasına hızlı şekilde vuruyoruz yapışmaması için ve tencereyi kaldırıyoruz. İsteğe gore süslüyoruz. Afiyet olsun.



Dikkat! Son aşamada ters çevireceğimiz tencerenin ağzının tepsiye kapatılınca havada kalmaması gerekiyor.
Tencerenizin ağzına göre geniş bir tepsi olması lazım, misafir kaç kişiyse ona göre malzemede çoğaltma yapılabilir.

Tarif Rusya'da tanıştığımız Sevgili arkadaşımız Ayşenur'a ait. Kendisi tarifin fotoğrafını bana gösterdiğinde oburumben'e koymak geldi aklımızda. Sonra sağolsun tarifini de açık bir dille yazıp göndermiş. Tarifi ilk kardeşinde görmüş ve kendisi de denemiş çok beğenmiş. İnşaallah bir gün bir yerlerde tekrar toplanıp birlikte yemek nasip olur. Bana Rusya'dan en güzel hatıra kalan, sıcacık dostluklarıyla kışları bahara çeviren (Gülhan abla, Sade abla, Fatma abla, Nurgül, Ayşenur, Tuğba, Dilek, Rabia, Fatima, Umide ablalarıma) selamlarımı ve şiddetli sevgilerimi yolluyorum. Hayırla kalasınız canlarım benim.



7/24/2011

Rus mutfağından "Marmelatlı Rulet"


Bir Sade teyzemiz var, hiçbir toplantıya eli boş geldiği görülmemiş...
Ona konuk olma fırsatı da bulduk çok şükür. Bizim için Âzeri usûlü kayısılı etli yemek ve kuru üzümlü pilav hazırlamıştı. Ayrıca fotoğraftaki Ruleti (veya Urlet, rulodan geliyor) ve bir de Katlama diye bilinen bir hamur kızartması çeşidi yapmıştı kiii... Ben Kürt Böreğine bayılırım. En son kaç seneler evvel yediğimi bile hatırlamıyorum ama hep aklımın bir köşesinde kürt böreği hazırlamak var idi. Sade teyzemiz katlama yapıp üzerine tozşeker serpmiş. Âşina olduğum bu tadı aldığım ilk anda çocukluğumda bu böreğe olan düşkünlüğüm geldi aklıma. Ve bu tadı nasıl da özlediğim..

Bizlerde Kürt Böreği, Âzerilerde ise Katlamanın tarifini bir sonraki sefere devrederek Marmelatlı Rus Ruleti tarifini vermek istiyorum.


Hamuru için: 2 adet yumurta, 1 su bardağı şeker, 1 su bardağı ayçiçeği, 1 çay bardağı yoğurt, yeterince un.

Arasına: Elma marmeladı (Rusya'da; "Повидло") veya herhangi bir marmelat türü


Hamur malzemelerini yeteri kadar un ilâvesiyle yoğurup sert kıvamda olmayan bir hamur elde ediyoruz. Hamuru arzuya göre ikiye ayırıp (kolaylaştırmak için) ya da tek bir parça halinde hafif unlanmış tezgahta açıyoruz. Üzerine marmeladı yayıp rulo şeklinde sarıyoruz. Yağlanmış tepsiye alıp üzeri nar rengini alana dek pişiriyoruz. Hafif ılındıktan sonra dilimleyerek servisini yapabiliriz.

Âfiyet ola :)

4/30/2011

Soğanlı, İç Yağlı Özbek Ekmeği (Nân)

Merhabalar,
Gününüz, gözünüz, gönlünüz aydın olsun,
Fikriniz hoş, zikriniz bol olsun.

Özbek dostlarımızdan öğrendiğimiz yemekleri taze taze buraya aktarmalıyım diyorum hep. Eminim memleketime döndükten sonra derhal kayda geçmeyip püf noktalarını unuttuğum bir sürü tarif için çok pişman olacağım. Ama araya giren diğer meşguliyetler yakamı rahat bırakmıyor ve ben hep unutuyorum konuyu eklemeyi.
Geçen haftalarda zatı Özbek olan Sevgili Umida ablaya misâfir olduk. Abartmış olmazsam 4-5 kiloluk bir hamur hazırlanmış bizi bekliyordu mutfağında. Hem ekmek hazırladık, hem meşhur Özbek mantısı yaptık. Yanında çay eşliğinde hoşsohbetler edildi, o güzel memleket hakkında çok ma'lumat edinildi. Günün sonunda içimiz dışımız hamur olmasına rağmen yeni şeyler öğrenmenin kıpırtısı vardı içimizde, mutluydum.
Rusya'da yaşayan Özbekler ekmeklerini hiç üşenmeden kendi evlerinde hazırlıyor. Dışarıda satılanları yiyemiyorlar, kendi evlerindeki gibi tandır olmamasına rağmen fırında birkaç günlük ekmeklerini pişirip yiyorlar.

Nân deniyor ekmeğe; şekilleri ve muhtevası bakımından çok çeşitli şekillerde pişiriliyor. Üstünü de kalıpla süslüyorlar. Deniyor ki, Özbekistan'da her evin bağçesinde tandır var olub, her aileye ait farklı bir ekmek baskısı olur, komşular birbirine ekmek getirdiği zaman o üzerindeki desenlerden, süslemeden ekmeğin hangi haneden geldiğini anlarlar(mış). Gerçekten çok hoş..






Soğanlı İçyağlı Ekmek

Hamur için: Un, su, maya ve tuz ile ekmeğin hamurunu hazırlayalım. 4 kişilik ekmek için şu miktarlar uygun olabilir: 1 su bardağı su,  1 paket maya, 1 çay kaşığı tepeleme tuz, aldığı kadar un, dilerseniz tereyağı eklenebilir.

Soğanlı harç: bolca soğan, içyağı, tuz





Hamuru un ilavesiyle kıvama gelene dek yoğurduktan sonra iki avucumuzu dolduracak büyüklükte bezelere ayıralım. Üzerlerini örtüp dinlenmeye bırakalım.
Soğanları soyalım, küçük küpler halinde doğrayalım. İç yağını minik minik keselim. Bunları tuz ile bir kapta karıştıralım.
Hamuru unlanmış tezgahta çok fazla inceltmeden açalım. Sıvıyağ ile hamurun her yerini sıvıyalım. İç malzemesini üzerine yayalım ve hamurun yırtılmamasına dikkat ederek rulo şeklinde saralım. Elimizdeki rulo şeklindeki hamurun kenarlarını elimizle kapatalım. Videoda gösterildiği gibi bir ucundan spiral olarak sarmaya başlayalım. Hamuru pide kalınlığında açalım. Üzerine baskısını yaptıktan sonra pidenin üzerine su sürelim. Isıtılmış 180 derece fırında 15-20 dk pişirelim. Pişme süresi fırına göre değişiklik gösterebilir. Ölçümüz, ekmek pembeleşene dek pişirmek olsun en iyisi ;-)
Pişen ekmeğin üzerine yine ellerimizle su süreceğiz. Bir bezle örtüp ılınmasını bekleyeceğiz sabırsızlıkla(:





Hamuru pide şekline getirip üzerine su serpip pişirerek en alttaki fotoğrafta görüldüğü gibi sade ekmekler de hazırlayabiliriz.

Sıradaki Üzbek tarifimiz inşaallah « Lahanalı Soğanlı Özbek Usûlü Mantı » olacak.
Muhabbet ve sevgiyle kalasınız,
selâmetle

4/04/2011

Vinegret Salatası




Mail kutuma düşen günün âyeti kerimesini sizlerle paylaşmak istedim.

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Allah, sizden ağır teklifleri-sorumlulukları hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.”
(Nisâ sûresi, 28)

Dîni yükümlülükler inananlar için bir yük değil; aksine nice fayda ve güzelliklere ulaştıran birer rahmet vesileleridir. Nefis daima kötülüğe meylederse de insanın zayıf yaratıldığını bildiren Allahu Teala ihtiyacı olan donanımları vermiş ve seçimi ona bırakmıştır.
Evet efendim, Mevlâ hiç kimseye taşıyacağından fazla yük yüklemeyecektir. Bu nazarla baktığımızda dünya ve ahiret saadeti için ihtiyacımız olan tek şey bizi yaratanın emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmaktır. Çünki;
Allahü teâlâ hadisi kudside buyurur ki: “Ey kulum! Emrettiğim farzları yap, insanların en âbidi olursun. Yasak ettiğim haramlardan sakın, verâ sâhibi olursun. Verdiğim rızka kanaat eyle, insanların en ganisi olursun, kimseye muhtaç kalmazsın."

İsyan etmek mü'mine hiç yakışmaz. Peki vazifelerimizi yapmadığımızda Rabbimize isyan etmiş olmuyor muyuz? İsyandan son derece sakınmamız lazım. Hele hele insanların istediği fakat O'nun istemediği bir şekilde yaşamak en büyük korkumuz olmalı. Falanca öyle istediği için böyle yaşıyorum! diyen insan Rabbisini hatırından çıkarmış olur. Onun bunun ne dediği değil, Alemlerin Rabbi'nin ne dediği önemlidir. O bizi bizden iyi bilendir. "Siz bilmezsiniz, Ben bilirim" buyruğuna karşı gelmeden kulluğumuzu elimizden geldiğince güzel yapmaya çalışalım inşaallah.

Şüphesiz ki Allâh Aziz(daima üstün) ve Hakim(hikmet sahibi, hikmetinden sual olunmayan)dır.

Selam ve muhabbet ile kalınız efendim.

~ ~ ~

Tarifimiz Rus mutfağına ait.
Patates, lahana ve pancar Rusların yaz-kış vazgeçilmezlerinden.
Topraklarının sebze yetiştirmeye elverişli olmaması sanırım onları bu kadar bu sebzelere iten. Her ne kadar şimdilerde çeşitli sebzeler ithal edilse de onlar bildiklerinden şaşmıyorlar. Türkiyedeki zengin sofralar, zeytinyağlılar, dolmalar, pilavlar nerde.. Mesela çoğu rus pırasa, fasulye veya ıspanakla ne yapılacağını bilmiyor. Bizden tarif isteyenler oluyor:) Hangi birinin tarifini verelim gülüm, bizdeki mutfak başka yerde yok ki..

Vinegret Salatası tarifini dergide gördüm. İçine ilaveten mango ve kuru erik eklemişler ve bu beni biraz endişelendirdi. Ma'lum tuzlu bir salatada bu tatların yakışmayacağını düşünmek elde değil. Sonuç sandığımdan güzel oldu. Sebzelerin arasından hafif tatlı bir his veren salataları severim. Bu yüzden havuç salatasına biraz şeker ekleyerek tadını farkedilir ölçüde güzelleştirebilirsiniz.
İçinize sinmediği takdirde mango ve eriği aradan çıkartın. Onlar olmadan da salata oldukça lezzetli oluyor.
Eklemeyi unuttuğum bir şey var, o da salataya haşlanmış fasulye eklemiş olmam. Orjinallikten epey çıkmışız vesselam =)

Vinegret Salatası için gerekenler:
3 adet kırmızı pancar
2 adet orta boy patates
2 adet havuç
1 kırmızı soğan
1 mangonun yarısı
kuru erik
tuz

sosu için:
1 çay kaşığı bal
1 çay kaşığı hardal
1 yemek kaşığı sirke
1 yemek kaşığı portakalın sıkılmış suyu
yarım limonun sıkılmış suyu
sıvıyağ veya zeytinyağı


Pancar, havuç ve patatesleri yumuşayana dek pişirelim. En sağlıklısı buharda pişirme yöntemi. Bunun için hep söylüyorum, bir tencereyi yarıya kadar suyla doldurup üzerine tel süzgeci yerleştirelim. Havuç ve pancarların kabuklarını soyup süzgecin içinde alttan gelen buharla pişmesini sağlayalım. Kapağını kapatarak tabi ki ;-)
Patatesi normal usülde dağılmayacak sertlikte haşlayalım.
Yumuşayan pancarı ve havuçları ve patatesleri küp küp doğrayalım. Karıştırma kasesine alalım.
Kuru eriğin üzerine kaynar su döküp yumuşatalım.
Mangoyu minik minik keselim.
Kırmızı soğanları yarım ay şeklinde doğrayalım. Ve hepsini kasede dikkatlice, ezmeden karıştıralım.
Sos malzemelerini karıştırıp salatayı servis tabağına alalım.
Âfiyet şeker olsun:)

12/27/2010

Gülab (tatlısı)

Azeri arkadaşımdan aldığım bir tarif. Gülab (gül ve âb; gülsuyuyla hazırlandığı için böyle adlandırılmış) Azerbaycanda severek yenirmiş. Gülsuyunu gerek tatlıda gerekse ferahlanmada bizim ailede tek seven benimdir. Bende çok saf bir his oluşturur gülsuyu. Gülü, kokusunu, rengini zaten sevmeyenimiz yoktur, hatta hediye bir gül geldiğinde içimize çeke çeke bitiririz zavallının kokusunu.. İşte her an elinin altında gül olmayanlar benim gibi buzdolabını açıp açıp gülsuyunu koklar mı dersiniz? :)
Bir de "rahat beş" adında bir tatlıdan bahsetti arkadaş, içinde gülsuyu, su, pirinç, zaferan ve safran var. Dongg.. Sizin de aklınıza aynı şey mi geldi :) Bu bizdeki zerdeee kız Fatma, dedim :)


GÜLAB TATLISI
- 1 litre süt
- 1 çay bardağı pirinç unu
- yarım çay bardağı gülsuyu
- 1 su bardağından 1 parmak eksik şeker
- tarçın

Pirinç unu ile sütü ocakta koyulaşana dek pişirelim. Epey koyu bir kıvam tutturmalıyız ki gülsuyunu ilave edince cıvık olmasın.
Gülsuyunu ekleyelim. Şekeri de katıp karıştıralım. Soğumadan kaselere paylaştıralım.
Servisten önce tarçınkla süslenebilir.


* evde pirinç unu yoksa: pirinçleri soğuk sudan geçirip süzelim. Bir peçetenin üzerine alalım. Kuruttuktan sonra kahve makinasında un haline getirelim. Pirincin tam un inceliğine geldiğinden emin olmak için elekten geçirelim. Elekte kalanları tekrar makinadan geçirebiliriz.

11/23/2010

Çok Güzel Donut Tarifi





































yaklaşık 25 adet donut için


malzemeler:
2 su bardağı süt, ılık
1 paket maya
50 gr tereyağı, yumuşatılmış
6 yemek kaşığı şeker
1 adet hafif çırpılmış yumurta
yarım çay kaşığı tuz
1 paket vanilya

hazır çikolata sosu (soğuduğunda donabilen sos olmalı)

Süt, maya, şeker ve tuz az miktar un ile yoğurulur. Tereyağı, vanilya ve kalan un ilave edilerek yumuşak kıvamda bir hamur yoğurulur.
Hamur 45dk bekletilir. Dinlenen hamur tezgahta merdaneyle açılır. Ağzı geniş bir bardakla daireler kesilir, sonra ağzı çok küçük başka bir huni veya kapla dairenin ortasındaki küçük delikler açılır.
Tencereye bolca yağ dökülür. Çok kızmasını beklemeden donutlar atılır ve kızartılır. Donutlar bir havlu kağıdına çıkarılır. Soğuduktan sonra ise çikolata sosuna tek tarafı batırılıp üzeri şekerme ile süslenir.



Bu arada en lezzetlisi üzerine fıstık tozu serpilmiş olandı(:

11/06/2010

Zereşkli İran Pilavı

Zereşk yıllardır tadını merak edip durduğum bir şeydi. Ekşi/tatlı arası bir tür kuş üzümü desem değil, kırmızı yemişcik ya da kurutulmuş nar tanesi desem tarif yine yerine oturmuyor. Herneyse ne olduğundan çok nerede kullanılır ondan bahsedelim. Şimdiye kadar arkadaşlarımdan gördüğüm kadarıyla İran, Azerbaycan ve Tacikistan zereşki pek severek pilavlarda kullanıyorlar. Zereşk Polo adını verdikleri bu pilavın gerçekten tadılası bir lezzeti var. Ekşi kuş üzümü pilava oldukça yakışıyor, kızarmış tavuk ile de lezzeti takviye ediliyor.
Nerede bulunur diye sorarsanız İstanbulda, mısır çarşısında satılıyor. Aktarlara da sormakta fayda var. Bilhassa Aksaray'da acem aktarlarında bulunurmuş.

Bu pilavın farklı bir hazırlanış tarzı ve sunumu var. Önce patatesler dilimlenip yağlanmış tavaya dizilir, hafif tuzlanmış tavuk etleri eklenir, ardından suda haşlanmış iran pirinci eklenir, tuzu tereyağı ile birlikte. Hafifçe bastırılarak tencerenin kapağı sıkıca kapatılır. Yaklaşık 40 dk kısık ateşte ağır ağır pişmeye bırakılır. Servis edileceği zaman bir tabağa komple ters çevrilir. Üzerine safranlı sos ile sıcak suda bekletilmiş zereşkler konur.



Bu şekilde hazırlamanızı tavsiye etmiyorum, çünki pirinçler içinde kavrulmadığından lapaya benziyor. Yavan olmuş derler hani. Patates ve tavukların çok kızarıp kıtır kıtır olma ihtimali var. Yani iyi bilen birinin gözetiminde tabi ki yapılabilir. Ama ben bu pilavı daha sorunsuz ve pratik hale getirdim. Şöyle ki;

malzeme listesi:
2 su bardağı iran pirinci (yasemen veya basmati pirinci de makbuldur)
3 su bardağı su (pirinç için)
2 göğüs eti
4 yemek kaşığı tereyağı
1 çay kaşığı safran
1 çay kaşığı tozşeker
1 tatlı kaşığı zerdeçal
1 çay bardağı sıcak su
1 çay bardağı zereşk
1 kahve fincanı badem
Tuz

Pirinci 1 saat suda beklettikten sonra suyunu süzelim. Tavaya tereyağını koyup pirinci çevirelim. Su ve tuzunu ekledikten sonra kapağını kapatıp demlemeye bırakalım. Göğüs etlerini ince doğrayalım ayrı bir tavada yağda çevirelim.
Pişen pilavı ikiye ayıralım.
Zereşkleri 1 çay bardağı sıcak suda 5-10 dk bekletelim. Sonra zereşkleri tavaya alalım, biraz tereyağında yumuşatıp bademleri ekleyelim. Ocaktan alalım. Bir tarafta bekleyen pilavımıza kızarmış tavuk, zereşk ve bademleri katıp karıştıralım.
Diğer ayırdığımız pirince biraz sıcak suda çözdürdüğümüz safran ve zerdeçal ile şekeri döküp harmanlayalım.
Bir kaseye önce tavuklu pilavı ardından safranlı pilavı koyup servis tabaklarına ters çevirelim. Âfiyet olsun.



6/27/2010

Zahterli Pide




Receb ayına girdik çok şükür. Tebriği için biraz geç olsa da hiç olmamasından iyidir diyerekten müslümanlarca fazla ehemmiyet verilmeyen bu mübarek ayı sizlere hatırlatmak sevdasıyla yanıp tutuştuğumdan böyle uzun bir cümle kurmak zorunda kaldım. Receb ayının nasıl faziletli bir ay olduğunu araştırmak isteyen siz sevgili okuyucular şuraya bir tık atabilirsiniz.
Sadede gelecek olursak, bu aralar kafayı zahterle yemiş olan beni mazur görmenizi dileyerek söze başlıyorum. (kaçıncı söz oldu bu?) Ama merak etmeyin yakında bu takıntımdan da kurtulmuş olacağım. Bazı şeyleri çarçabuk sevip bıkma özelliğim vardır. gözümün doyacağı kadar zahterli tarifler denedikten sonra bir kenara bırakacağımdan şüpheniz olmasın.
Zahterli pide nerden aklıma geldi diye soranlar olursa.. Molla Google'da buna dair bol bol tarif bulabilirsiniz, Arap ülkelerinde pek yaygınmış. Hatta Dubai'de yaşayan kuzenim de bu zahterli pita'lara çok âşina imiş. Arap memleketlerinde pek sevilir ve yenilirmiş. Ee ne denir şimdi? Günaydınlar olsun bizlere:)

Pide hamuru için:
- 4 su bardağı un
- 1 1/3 su bardağı ılık su
- 1 yemek kaşığı şeker
- 1 yemek kaşığı kuru maya
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 1 tatlı kaşığı yumuşak tereyağı

Zahterli karışım için: 2 yemek kaşığı zahter ve 2 yemek kaşığı zeytinyağı

Unun tamamını genişçe bir kaba alıp ortasını çukur yapalım.
Bir kapta ılık suyu, şeker ile mayayı çözdürelim.
Mayalı karışımı un kabının ortasına dökelim, tereyağı ilâve edelim, havuzun kenarlarına ise tuzu serpelim. Parmaklarımızın uçlarıyla yavaş yavaş sıvıları un ile özdeşleştirelim. Ele yapışmayana dek gerekirse un eklemesiyle yoğuralım. Kabın üzerini nemli bezle örtüp 1 saate kadar dinlendirelim. (Aceleciyseniz size 45dk yeter:)
Hamuru tezgaha alıp tekrar yoğuralım. 8 parçaya bölelim, her parçayı yuvarlayıp üzerinden merdaneyle geçerek CD büyüklüğüne getirelim. Bu arada fırını açmayı unutmadık heralde:) 175 derecede fırını bekletelim.
Zeytinyağı ile zahteri karıştırıp pidelerin üstüne sürelim. Zahterin içinde susam taneleri olmasına rağmen ekleme yapabilir, birer tutam serpebilirsiniz.
Pideleri yağlanmış tepsiye yerleştirip pişmeye bırakıyoruz, kısa sürede pişiyor ve piştiğinde kokusundan anlıyorsunuz zaten. Fırında fazla tutulması sertleşmesine sebep olacağından piştiğini anladığımız an çıkarıp üzerine nemli bez örtüyoruz ve (ev halkı bu muhteşem kokuya birkaç dk daha dayanabilirse:) ılınmasını bekliyoruz servis yapıyoruz.


Âfiyet ve şifâ ola efendim.
Sonraki yemek reçetemiz “Haşhaşlı Kakaolu Kek”

5/28/2010

Evde Zahter Hazırlamak




Zahter (za'atar, zater, zahtar), sabah kahvaltılarını süsleyen bir baharat güzeli. Orta Doğu'nun zengin sofralarının vazgeçilmezi. Kekik, sumak, susam ve diğer baharatların karışımından elde ediliyor. Kullanım alanı epeyce geniş; et yemeklerinde, pidelerde, soslarda ve kahvaltıda zeytinle veya zeytinyağıyla tüketilebiliyor. Kahvaltılık çemene dahil etmiş biri olarak daha birçok alanda bu güzel baharat karışımına başvurulabileceği kanaatindeyim (: Ve size bir ipucu vereyim, marketlerde veya baharatçılarda kiloyla satılan hazır çemen (bazı yörelerde acıka) karışımları var, bunlardan alıp içinde kalan fındık fıstığı ve arzu ettiğiniz başka baharatlar varsa ilave edilebilir, işinizi büyük ölçüde kolaylaştırabilirsiniz.

Evde zahter nasıl yapılır? Başlayalım..

Bir avuç leblebi
50 gr ayçiçek çekirdeği içi
50 gr kabak çekirdeği içi
50 gr tuzsuz yer fıstığı
1 yemek kaşığı kimyon
3 yemek kaşığı kekik
1 yemek kaşığı sumak
1 yemek kaşığı susam
1 tatlı kaşığı kırmızı biber
fındık, badem vs.
limon tuzu

Tane malzemeleri rondoda toz aline getirelim. Baharatları ekleyip harmanlayalım.
Fırından alınmış taze ekmeği koparalım, önce zeytinyağına sonra zahtere bandıralım. Afiyet ola :)

21.06.2010 ilâve: Hazır zahter satın almak için adres: İskenderpaşa mah. Ahmediye cad. No:44 FATİH/İST. (Historia AVM yanında 'Hatay Sofrası')

12/01/2009

Samusa / Sambusa




Haftasonu yurtta kalan arkadaşıma misafir oldum. Biri Tacik diğeri Kırgız olan arkadaşlarımla uzun zamandır birlikte yemek yapmayı planlıyorduk, sonunda nasip oldu. Samusa yapmaya karar verdik. Orta Asya Türkleri tarafından yaygınca hazırlanan bir hamur işi, ben de bir ara evde yapmayı denemiştim ancak ehlinin gözetiminde yapmak en iyisi oldu kendi açımdan.

Taze kurban etiyle hazırladık iç harcını. Beni şaşırtan şeylerden biri kuşbaşı etleri doğradıktan sonra ön pişirme yapmadan hemen hamurun içine konup fırına verilmesiydi. Fırından çıktıktan sonra etler nasılsa pişmişti.

Önce malzemeleri yumurta, su, tuz ve undan oluşan kocaman bir hamur yoğurdu arkadaş Maşura. Hamuru yer sofrası büyüklüğünde merdaneyle açtı. Hamur kalın diyebileceğim kadar vardı. 250 gr yağı eritip açtığı hamurun üzerine yaydı ve bir baştan yuvarlayarak hamuru rulo şekline getirdi. Bu uzun ruloyu yüzük parmağı uzunluğunda bıçakla parçalara kesti. Parçaları dik tutup üstten sanki katmer hazırlar gibi bastırdı. Sonra bunları merdaneyle çok çok az unla neskafe tabağı genişliğinde açtık. Harcı için koca bir kap dolusu küçük doğranmış dana eti, bol bol doğranmış kuru soğan, tuz ve karabiberi karıştırdı. Hamurların içine etli harçtan koyup hamuru üçgen olacak şekilde üst üste katladı.
Hamurları birleşme yeri alta gelecek şekilde yağlanmış tepsiye dizdi, üzerlerine bir yumurtayı kapta çırpıp sürdü ve çörek otu serpti. Fırına verdi...

Sonuçta harika bir tat diyebileceğim samusayı afiyetle yedik :)
Sonraki gün hiç unutamayacağım bir hadise yaşandı. Yurt müdürü ikinci gece beni ağırlamayacağını söyledi, saat gece 11den sonraydı. Gidecek yerim yok, ailem şehir dışında yaşıyor.. Kadın izin vermiyor. Ne yapsak, ne yapsak.. Toparlanıp çıktık yurttan. Başka bir yurdun misafirhanesi var, oraya gitmek zorundayız. Ama oldukça uzak. Neyse çok şükür sağ salim yurda ulaştık da ben de sokakta korkudan ölmekten kurtuldum. İnsanlar ne kadar acımasız ve duygusuz olabiliyor. Hayvanlardaki merhamet bile bu bazı gavurlarınkinden kat kat fazla diye düşünüyorum.

11/23/2009

Ispanaklı Pizza



Bugün Zilhicce 6.
Arife gününe 3,
bayrama 4 gün kaldı.
Perşembe gecesine kadar yapılan ibadetler vakit bakımından Allahu tealanın yıl içinde en çok sevdiği ibadetler olacak..
Nitekim aleyhisselâtu vesselâm Efendimiz buyurdular ki:
`Günlerden hiçbiri yoktur ki onlarda yapılan bir iş Zilhicce`nin ilk on gününde yapılan işten daha faziletli ve yüce, Allah`a daha sevimli olsun...` (Tirmizi, Savm: 52; Darimî, Savm: 52)
Boşa geçirmeyelim inşaAllah..



Hamuru için:
1 su bardağı ılık su
2 tatlı kaşığı kuru maya
1 tatlı kaşığı şeker
2 çay kaşığı tuz
1 yemek kaşığı zeytinyağ
3-4 su bardağı un

Yoğurma kabına el yakmayacak sıcaklıkta ısıtılmış suyu, şekeri ve mayayı koyup beş dakika bekletelim. Diğer malzemeleri ilave ederek hamuru yoğuralım. Nemli bir bezle örtüp kabarana kadar ılık yerde bırakalım. Dinlendikten sonra hamuru unlanmış tezgaha alalım, her tarafından eşit çekiştirerek hamuru yuvarlak olarak genişletelim. Merdaneyle de yapılabilir. Yağladığımız tepsiye hamuru koyup biraz daha dinlendirelim.

Ispanaklı harcı için:
1 orta boy soğan
2 diş sarmısak
yarım kilo ıspanak

Tavayı hafifçe yağlayalım, doğradığımız soğanları kavuralım ardından dövülmüş sarmısağı ekleyelim. Ispanakları yıkayıp doğrayalım, tavaya ekleyelim ve ıspanaklar ölene dek pişirelim. Ilınmaya bırakalım.

Sosu için: 2 yemek kaşığı salçayı 1,5 kahve fincanı ılık su, kekik, tuz, karabiber ile birlikte karıştıralım. Hamurun üzerine önce sosu sürüp ıspanaklı içi yayalım, en son rendelenmiş kaşar peyniri veya mozarella peyniri yayalım. 200 derece ısınmış fırında hamur pişene dek pişirelim.

Öneriler:
1. Ispanaklı harç piştikten sonra içine bir miktar küçük doğranmış kırmızı tatlı biber ilave edilebilir.
2. Ispanak piştiği halde suyunu çekmemiş ise bir kağıt havlu yardımıyla suyunun alınması sağlanabilir.
3. Piştikten 10 dk sonra taze olarak servisi yapılmalı.

10/24/2009

Endülüs Sütlacı




Arkadaşımın hediye ettiği kitaptan İspanyol yemek denemelerine hız verip sizlerle paylaşmaya da devam ediyorum. Resimli anlatım olduğundan kitabın bir kısmını anlasam da emin olmak için Marcia'ya sürekli sormam gerekiyor. O bunu baştan göze almış zaten, sağolsun cevaplıyor sabırla hemencecik :)

Sütlaç dedik, Endülüs dedik ama bakmayın siz ismine. Çünkü böyle bir tatlı adı olduğunu sanmıyorum. Bunu ona ben taktım. Asıl adı 'arroz con leche' yani 'sütlü pirinç' (tatlısı). Süt ve pirinç deyince de aklımıza sütlaç geliyor doğal olarak, haklısınız tatları epey benziyor. Ben çok beğendim, denemenizi öneriyorum.


* Tarif 2 kişiliktir.


içindekiler: 1/2 litre süt, 5 kaşık sıvı krema, 75 gr (bir fincan) pirinç, 2 yemek kaşığı şeker, bir limonun soyulmuş kabuğu,
üzerine serpmek için; 1 tatlı kaşığı tarçın


Süt, şeker, pirinç ve kremayı karıştırıp ocağa alalım. Limonun kabuğunu çok ince olacak şekilde bıçakla soyalım. Süte ekleyelim, bir miktar tarçın (arzuya göre) içine ilave edilebilir. Kısık ateşte 30 dk kadar pişirelim. Pirinçler iyice yumuşayıp süt de puding kıvamını alınca ocaktan alıp iki kaseye boşaltalım. Biraz soğumasını bekleyip tarçınla süsleyelim.

öneriler: ~ pirinç miktarı biraz fazla gelebilir, bu durumda pirinci on-onbeş gr azaltabilirsiniz.
~ soyulmuş limon kabuğunu eklemeyebilir ya da aroması için biraz katabilirsiniz.
~ şekeri katılmış sütlü pirinç nasıl pişecek diye endişelenmeyin,kardeş kardeş pişiyorlar :)
~ tatlıyı sütlaç gibi bir-iki saat dolapta soğuttuktan sonra servis yapmanız önerilir.
~ taze nane yaprağıyla süslendiğinde çok hoş bir sunumu olacaktır.

10/20/2009

Cevizli Tatar Baklavası





Hiç duymuş muydunuz Tatar baklavasını? Ben de öyle tahmin etmiştim :)
Marketlerde sık sık gördüğüm üçgen dilimli cevizli şeylerin bir tür kek olduğunu düşünmüştüm. Çünkü bu keke benzeyen şeyler, üst üste kalın yufkalardan oluşuyordu..

Baklava bizim evde çok sevilir. Fıstıklı olmasın hele, gününde silinir süpürülür çocuklar tarafından, bir kısıtlama getirmek hep şart olur bu yüzden :)
Evde baklava yapmak bana çok külfetli bir işmiş gibi görünüyor. Sadece hamurunu defter yaprağı inceliğinde açana kadar zaten...
Tatar baklavası da cevizli-tatlı-severler için pek uygun. Hem yapması da zor değil. Yukarıda eklenmiş olan baklava benim yaptığım. İlk deneme olunca haliyle biraz dağınık, saçaklı =) Aşağıda da tarif kitabından fotoğrafladım. Asıl olması gereken hali o yani. kendi tarifinde şerbet kullanılmıyor, bal ile yapılıyor. siz birisini seçin.


hamuru için: (soldakiler tatar türkçesi:)
450 gr on / un
2 yomırka / yumurta
80 gr kaymak / süzme yoğurt
5 gr çupre / kuru maya
2 y.k sarı may / yumuşamış margarin

içine koymak için:

120 gr ceviz içi - 50 gr erimiş tereyağı - 150 gr şeker - 1 yum. sarısı

şerbet için: 1,5 su bardağı su - 1,5 su bardağı tozşeker (şerbet kullanmayacaksanız 300 gr bal gerekiyor)


Hamurunu hazırlamak için iki yumurtayı mikserle çırpıp, süzme yoğurdu, margarini, mayayı ilave edelim. Tekrar çırptıktan sonra un ekleyip elimizle hamuru toparlayalım ve 20-30dk dinlenmeye bırakalım.
Dinlenen hamuru 12-14 eşit parçaya ayırıp her parçayı 1,5mm inceliğinde açalım. Cevizleri bıçakla küçültelim 150 gr şekerle karıştıralım.
Fırın kabımızı iyice yağlayalım. Bir kat hamur yayarak tereyağı ile yağlayalım. İkinci kat hamuru döşedikten sonra aynı şekilde erimiş yağ ve cevizli harçtan biraz koyalım. Bu şekilde bütün hamurları üst üste dizip tüketelim. Son kat hamuru koyduktan sonra kenarları serçe parmaklarımızla bastırıp en üst ve en alt tabakanın yapışmasını sağlayalım. Keskin bir bıçakla hafifçe baklavayı üçgen şekiller elde edecek gibi kesin. 160 derece fırında yaklaşık 1 - 1,5 saat üzeri nar gibi kızarana dek pişirelim. Eğer bal ile hazırlamaya karar verdiyseniz pişme esnasında birçok kez fırın kapağını açıp baklavaların üzerine kaşıkla bal gezdirin. Mesela 5-6 defa bu işlemi uygulayın ki baklava balı emerek iyice yumuşayarak pişsin. Yok şerbetle yapacam diyorsanız da yukardaki miktarlarda su ile şekeri kaynatın. Fırından çıkan sıcak baklavanın üzerine sıcak şerbeti gezdirin.. Coss cııss sesler çıkarak =)
Eveeet. Yazması yapmasından zor oldu sankim ya :) Okuyanlara sağlık, yapanlara afiyet olsun :)

9/22/2009

Burritos ~ Tavuk ve lavaş




Gereken malzemeler;
4 adet lavaş ekmeği
4 adet file tavuk, haşlanmış
4 yaprak kıvırcık salatası
Yarım kavanoz bebek mısır
1 fincan maksimum acılı domates sosu veyahut taco sosu
baharatlar (karabiber, acıbiber, tuz vs)
isteğe bağlı, yarım kavanoz meksikan fasulye konservesi
İsteğe bağlı dövülmüş sarımsak karıştırılmış mayonez sosu

Haşlanmış tavukları küçük küçük doğrayalım. Az yağda biraz kavuralım. Acılı sosu, fasulyeti ve baharatları tavuklara ekleyip harmanlayalım.
Lavaşların her birine kıvırcık yayalım, tavuklu harcı koyalım. Bebe mısırları doğrayarak lavaşa ilave edelim. Rulo şeklinde saralım.
Lavaşı sardıktan sonra tost makinasında veya mikrodalga fırında ısıtabiliriz.


9/19/2009

Davud paşa Köftesi




Şehr-i Ramazanın son günündeyiz mübarekler. Hamdler bu güzelliğe bizi ulaştırana olsun, başka ramazanlara ulaşabilmeyi nasip eylesin Mevlâm.
Her ne kadar içimizde bir burukluk olsa da uğurluyoruz bu ayı sevgiyle yine,
bir daha görebilmek ümidi ile..
Efenim bayramlarımıza sahip çıkalım, şeker bayramı değildir bu dikkat edelim n'olur Ramazan Bayramı'dır. Oruç tutanlara Rabbimizin armağanıdır. Bayram-ı şerfileriniz mübarek ola.




malzemeler;
1/2 kg kıyma
1 adet soğan, rendelenmiş
1 adet küçük soğan, rendelenmiş
4-5 adet domates
1 yemek kaşığı domates salçası
3/4 su bardağı sıvıyağ
1/4 çay kaşığı tarçın
1/2 çay kaşığı karışık baharat
tuz, karabiber

Rendelenmiş soğanı, baharatların hepsini karıştıralım. Bu karışımı kıymaya ekleyelim, malzemeyi birbirine yedirelim. Kıymayı parçalara ayırıp elimizde yuvarlak top haline getirelim.
Teflon bir tavaya 4 yemek kaşığı ayçiçek yağı dökelim. Yağ kızınca köfteleri burada orta hararette beş dakika kadar kızartalım. Kenara alalım.
Domatesleri soyup mutfak robotundan geçirelim. 1 kahve fincanı su ilave edelim. Domates salçasını da bir bardak suda çözdürelim.
Küçük bir tavada 1 kahve fincanı ayçiçek yağı ısıtalım. Rendelenen küçük soğanı ekleyelim kavuralım. Domatesli tüm malzemeleri de katalım ve tuzla biberini ilave edelim. Kaynayana dek karıştıralım. Köfteleri domates sosunu hazırladığımız tavaya alalım, 20 dk pişirelim.
Sarımsaktan sakınanlardan değilseniz biraz yağda sarımsakları kavurarak köftelere ekleyebilirsiniz.
Köfteler hazır olunca sıcak sıcak servisi yapılabilir. Kuru nane serpilebilir. Afiyet ola.

9/15/2009

Churros ( tarçınlı kıvrım tatlısı )



Vah başıma gelenler :D
Arkadaşım İspanya'dan yemek kitabı getirdi İspanyol tariflerden geçilmeyecek şimdi. Şaka bir yana İspanyol mutfağına bayılıyorum. Türklerle benzer noktaları epey var belki bu yüzdendir ki İspanyollar pek de zayıf insanlar değiller :)

Tadını önceden bilemediğimden malzemeleri yarı yarıya indirerek hazırladım, iyiki de öyle yapmışım çünkü taze olarak tüketilmesi önemli. Aksi halde kıvrımlar yumuşuyor ve çıtır özelliklerini kaybediyorlar. Ön açıklama olarak şunu da söylemeliyim ki şerbetsiz kıvrım tatlısını andıran bu tarif yanında karamel veya vanilya sosuyla çok güzel gidiyor.
Lezzet tiryakilerine sevgiler :)





malzemeler;
1 su bardağı su
2 yemek kaşığı şeker,1/2 çay kaşığı tuz
1/3 su bardağı tereyağı
1 su bardağı un
2 yumurta
1/2 çay kaşığı vanilya
1/2 çay kaşığı tarçın + 1 kahve fincanı tozşeker (bu karışım üzeri için)

Bir tencereye suyu, 2 y.k şekeri, tuzu, tereyağını alalım. Karışım kaynamaya başladığında unu yavaşça ilave edelim, sürekli karıştıralım. Biraz bilek gücü gerekecek bu aşamada :)
Ayrı yerde yumurtaları, vanilya ile beraberce çırpalım. Ocaktaki unlu karışıma ekleyelim karıştıralım.
Hamuru sıkma tabancasına veya torbasına dolduralım. Derin teflon bir tencerede sıvıyağı ısıtalım. Torbadan aynı uzunlukta hamurları kızgın yağın içerisine sıkalım. Önlü arkalı iyice turuncu olana dek kızartalım. Kızaran kıvrımlar hala sıcakken şeker ve tarçın karışımına bulayalım.
Yanında karamel sos ile servis yapabiliriz.

Sos için 1/4 su bardağı şekeri bir tencereye koyup ocağın altını iyice açalım.
Şekerin (karıştırmadan!)kendi kendine yanlardan biraz erimesini bekleyelim.
Çırpma teliyle yavaşça karıştırmaya başlayalım.
Şeker tamamen eriyince derhal 2 çorba kaşığı tereyağı ekleyip karıştırmayı da ihmal etmeyelim.
Yağ eriyince, tencereyi ocaktan alalım ve 1 çay bardağı kadar krema ekleyerek sürekli karıştıralım.

9/03/2009

Çin eriştesi ile soya soslu salata






Çin eriştesine erişme imkanı olmayanlar bizim Türk usûlü kısa erişte ile deneyebilirler. Malzemelerin pişerken erişte ile aynı yumuşaklığa gelmesine dikkat edelim. Başka püf noktası yok, çok kolay, deneyin gayri.

malzeme listesindekiler;
1 paket çin eriştesi (noodle),
1 küçük boy kırmızı biber,
1 havuç,
1 kahve fincanı soya sosu,
1 küçük boy soğan,
4 diş sarımsak,
zeytinyağı (miktarı değişken, size bağlı),
tuz

İki ayrı tencerede çin eriştesini ve soyulmuş havucu yumuşayana kadar haşlayalım.
Kırmızı biberin sapını çıkarıp fırında ızgara modunda pişirelim. Kızarmaya başlayınca fırından alalım.
Biraz yağda küçük doğranmış soğanları kavuralım, dövülmüş sarımsakları ilave ederek ocaktan alalım.
Erişteyi geniş bir kaba alalım, kırmızı biberi ve havucu doğrayıp erişteye ekleyelim. Kalan malzemeleri de katarak karıştıralım. Buzdolabında 1-2 saat soğuttuktan sonra servisini yapabiliriz.
Afiyet Olsun..

8/30/2009

Enchiladas (lavaş ekmeğindeki gizli tat)




Bugünkü durağımız; Meksikan Mutfağı..
Ağızları yakan, acı baharatlarıyla kendini sevdiren yemekleriyle ünlü bir mutfak.
Genel adıyla 'Burritos' asıl ismiyle 'enchiladas' hazırlıyoruz..
Lavaş ekmeğinin içine pişmiş kızartılmış et veya tavuk, yeşillik, acılı sos hazırlayıp rulo şekline getiriyoruz. Üzerine yine aynı sostan ve kaşar peyniri koyup leziz bir tarif hazırlıyoruz. Et sevmeyenler için vejeteryan burrito hazırlamak da mümkün. İçine zevke hitaben, haşlanmış pirinç, meksikan fasulyesi, kaşar peyniri, beyaz peyniri ve yeşilliklerden istediğimizi karıştırıp şipşak burrito yapıyoruz.
Ben bu tarifi etsiz yaptım, daha hafif oldu fakat tavuklusunu da denedikten sonra şansımı artık tavuktan yana kullanırım ;)
Kısa bir zaman içine sıkıştırdığım ispanyolca derslerinde öğrendiğim latin ve ispanyol yemeklerini büyük ilgiyle azimle denemeye devam diyor ve vamos a cocinar** diyoruz :*)

Ne gerekiyor?
yarım su bardağı beyaz peynir
3/4 su bardağı çedar peyniri veyahut kaşar pey.
1 orta boy domates, küp doğranmış
1 kuru soğan, doğranmış
1/2 su bardağı taco sosu (nerden bulayım şimdi derseniz herhangi bir çili sosu edinmeye bakın :)
2 baş sarmısak, dövülmüş
1 çay kaşığı toz kırmızıbiber
tuz
4 küçük boy lavaş


Nerden başlayalım?
İlk önce az yağda soğanları kavurma ile başlayalım, domatesleri ilave edelim. Bu karışımı bir karıştırma kabına alarak üzerine beyaz peynir, kaşar peynirin yarısı, taco sosunun yarısı ve sarmısak ile baharatları ilave edelim. Karıştıralım.
Lavaş ekmeklerinin ortasına kaşıkla koyalım, sıkıca sarıp küçük fırın kabımıza yanyana boşluk kalmayacak şekilde yerleştirelim.
Kalan taco sosunu üzerine dökelim, ayırdığımız kaşar peynirini de serpelim ve yüksek ısıdaki fırında 10-15 dk pişirelim.
Ilık servis yapalım.


** Haydin hazırlayalım / yemek yapalım

 

Oburumben Copyright © 2009 Cookiez is Designed by Ipietoon for Free Blogger Template